DERİ HASTALIKLARININ TANI VE TEDAVİSİ

Mantar Hastalıkları
 

Mantarlar, deride ve tırnakların altında çoğalan ve ancak mikroskop ile görülebilecek küçük organizmalardır. Bu organizmalar bütün çevremizde, özellikle ayakkabı ve terliklerde, havlularda, bahçede, evde, genel kullanıma açık duşlar, jimnastik salonları, yüzme havuzlarının basamakları, otel ve cami halıları gibi ortamlarda bulunurlar. Tüm mantar hastalıkları oldukça bulaşıcıdır ve kolaylıkla yayılabilir. Ayak ve tırnak mantar hastalıkları tedavi edilmediklerinde vücudunuzun diğer bölümlerine yayılabilir, yakınlarınıza bulaşabilir veya vücudunuzda bakterilere bağlı daha ciddi infeksiyonlara neden olabilir.

Mantarların üremek için sıcağa ve neme gereksinimi vardır ve sıcak iklimler onlar için mükemmeldir. Havuzlar, plajlar, jimnastik kulüpleri, güzellik salonları, yatılı okullar ve camiler gibi ortak kullanım alanları ve ortak kullanılan havlu, terlik, ayakkabı gibi eşyalar mantarların çoğalması ve bulaşması için çok uygundur. Ayrıca pişikler, ayakkabı vurması, su, deterjan, sentetik giysi ve çoraplara bağlı tahrişler de ayaklarda mantar hastalığı gelişmesi için uygun zemin hazırlar. Ayak mantar hastalığı tedavi edilmediğinde tırnaklara
bulaşabilir. Tırnak mantarı genellikle basit bir yaralanma ile başlar. Örneğin, el ve ayak tırnaklarının kırılması, tırnakların çok kısa kesilmesi, dar ayakkabının tırnağı sıkıştırması gibi. Yaralanan tırnağa mantarların yerleşmesi daha kolay olur.

Eğer bir mantar derinize bulaşırsa mantar haStalığına yakalanırsınız. Mantarı, birkaç farklı şekilde kapabilirsiniz. Enfekte olmuş bir kişi, bu mantarı yakın temas yoluyla başka birine geçirebilir. Mantar tarak, havlu ve yatak gibi kişisel kullanım malzemelerine temas yoluyla da yayılabilir. Ayrıca, enfekte olmuş bir hayvana temas sonucu da mantara hastalığına yakalanabilirsiniz. Kediler ve köpekler mantar hastalığına yakalanabilirler ve inekler gibi bazı çiftlik hayvanları da bu hastalığa yakalanabilir.

Mantar hastalığı, üzerlerinde çok fazla kıl olmayan derilerin düz kısımlarını etkileme eğilimdedirler. Çocuklarda yetişkinlerden daha fazla yaygındır. Mantar hastalığı kasıkları da etkiler. Kasıklarda meydana gelen mantar hastalığı özellikle erkeklerde ve çok fazla spor yapan gençlerde yaygındır.

Mantar hastalığı genelde kırmızı, pul pul bir nokta olarak başlar. Bu nokta zamanla dışa doğru yayılır. Bu döküntü çoğunlukla kaşıntılıdır. Bu döküntün merkezi iyileşmeye başlayıp bir halka şeklini olabilir. İngilizce adı olan ringworm (ring:halka) buradan gelir.

Kasıkları etkileyen mantar hastalığını biraz farklı belirtileri vardır. Halka şeklinde bir döküntü yerine, baldırlarınızın en üstündeki kıvrımlanan yerin etrafındaki deride geniş bir kısmın kızarmasına neden olma eğilimlidir.

 

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
 

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) enfeksiyon yapıcı bir mikrop tarafından yol açılan ve temel olarak insana vajinal, anal, oral seks de dahil olmak üzere cinsel ilişki yoluyla geçen hastalıklar grubudur. Bu gruptaki bazı hastalıklar kan verme veya alma, madde bağımlılarında iğne yoluyla, öpüşme yoluyla, aynı kap kullanımıyla, aynı havlu kullanımıyla, kucaklaşmayla, doğumda ve emzirme sırasında da bulaşabilir.

 

Uçuk ( Herpes )
 

İlk oluşumunda yakın kişisel temasla bulaştıktan sonra, kişinin yaşayıcı durumuna geçmesine neden olur. Dudak kenarı ve genital bölge sıklıkla görüldüğü yerlerdir. Dudak kenarı lezyonları; travma güneş ışınları, stres, yorgunluk, menstrusayon  dönemleri, ateşli hastalıklar gibi durumlarda ortaya çıkar. Daha çok dudak kenarına yerleşen lezyonlar çıkmadan önce kaşıntı ve yanma hissi olarak belirebilir. Su dolu kabarcıklar şeklinde başlayıp, kısa sürede kabuklanır ve iz bırakmadan iyileşir. Bağışıklık sisteminin düşmesine neden olan hastalıklar ve kanser tedavileri sırasında oluşan uçuk enfeksiyonları, yaygın bir biçimde seyredebilir ve derin yaralara sebep olabilirler.
 

Zona ( Gece yanığı )
 

Çocuklukta geçirilen su çiçeği seyri sırasında virüsler, sinir uçlarıyla sinir ganglionlarına taşınır. Burada uyur durumda hastalık oluşturmadan kalan virüsler enfeksiyon veya bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir nedenle aktive olarak hastalığı meydana getirir. Genellikle, daha önce su çiçeği döküntülerinin yoğun olduğu yerlere yerleşir. Vücut direnci kritik düzeyin altına düştüğünde, virüs yerleşmiş olduğu sinir uçları yoluyla deride döküntülere neden olur. Bu dönemde şiddetli ağrılar olmaktadır. Zona hastalığı kural olarak, vücudun bir yarısına yerleşir ve orta hattı geçmez. Çoğunlukla; göğüs bölgesi, daha sonra boyun, baş ve bel bölgelerine yerleşir. Daha çok, ileri yaşlarda görülmektedir. Hastalık başlamadan önce tutulan bölgede, ağrı olabilir ki çoğu kez sebebi açıklanamayan ağrılar, zona ortaya çıktıktan sonra anlaşılır. Başlangıçta şiddetli yanma hissi oluşur. Birden ortaya çıkması ve yanma nedeniyle, halk arasında gece yanığı olarak anılır. Tutulan bölgede kızarık zeminde, küçük su dolu kabarcıklar şeklinde ortaya çıkar. Yaklaşık olarak 10 günde bu lezyonlar kabuklanır, 2-3 haftada tam iyileşme görülür. Şiddetine göre iz bırakarak da iyileşebilir. Hastalık sonrası en sık rastlanan sorun, tutulan bölgede devam eden ağrılar (pastzonal nevralji’dir.
 

Sedef ve Benzeri Hastalıklar
 

Sedef deri hastalıklarının en önemlilerinden olup kronik, tekrarlayıcı ve sık rastlanılan bir rahatsızlıktır.Deri örtüsünün olduğu tüm bölgeleri tutabilir.Saçlı deride, tırnakta, elde, ayakta,gövdede, dizde,dirsekte kısaca tepeden tırnağa bütün vücudu etkileyebilir.Ancak şiddeti kişiden kişiye değişir.Kimi hastalarda sadece bir nokta veya plaklar halinde gözlenebilirken,kimi hastalarda vücudun muhtelif alanlarına yayılarak çok geniş deri bölgelerini etkileyebilir.Şu bilinmelidir ki sedef bir cilt rahatsızlığı olup, diğer organların bozuklukları ile bir ilişkisi yoktur. Birçok kronik hastalıkta olduğu gibi belirli aralıklarla tekrarlama özelliği vardır.Bu nükslerin sıklığı, yaygınlığı bireysel olarak değişebilmekte bazen uzun yıllar boyunca hiçbir atak yaşanmamasıda mümkündür.
 

Saç Hastalıkları
 

Saç ile ilgili sorunlar, saçlarda azalma, saçların dökülmesi veya saç tellerinde anormallikler şeklinde olabilir. Saçın kendine özgü bir yaşam döngüsü bulunur ve 3 dönemden oluşur.

Anagen dönem: saçın canlı olduğu dönemdir, 2-7 yıl sürer, saç canlıdır.

Telojen dönem birkaç ay devam eder, saçın döküldüğü dönemdir.

Katagen dönem: Geçiş dönemidir.

Saçın azalması saç büyümesinin azalmasına, dökülmenin artmasına, saçlaın kırılmasına, kopmasına veya daha ince olarak yerine gelmesine bağlı gelişebilir.

Anagen saç kaybı ilaç (kanser ilaçları) kullanımı veya alopesi areata gibi bağışıklık sistemi bozukluğu sonucu gelişen saç dökülmelerinde görülür.

Telogen saç kaybı günde 100 saça kadar normal kabul edilir. Sonbahar aylarında daha çoktur. Doğum sonrası, ameliyatlardan sonra, ialaçlara ve bazı eksikliklere bağlı artabilir. Tiroid hastalıkları, demir eksikliği saç dökülmesinde önemli etkenlerdir.

Androgenetijk alopesi daha çok erkeklerde ancak menapoz sonrası kadınlarda da görülebilen bölgesel saç dökülmesidir. Erkeklerde daha çok şakaklar ve tepeden başlar, kadınlarda ise daha çok tepe bölgesindedir. Genetik ve hormonal faktörler ile ortaya çıkar. 

Liken planus gibi bazı deri hastalıklarında ise geriye dönüşü olmayan kalıcı  saç dökülmeleri gelişebilir. Hastalığın erken taı ve tedavisi önleme açıcından çok önemlidir. 

Trotillomanide ise hasta psikolojik nedenlerle kendi saçını koparır. Psikiyatrik yaklaşım gerekir.

Saçı sürekli çok sıkı toplamak da saç kaybına yol açabilir. Saç sağlığı genel vücut sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Doğru beslenme, genel sağlık kurallarına uyum, aşırı kimyasal uygulamalardan kaçınma, saçı nemlendirme sağlıklı saç için gereklidir. 

Saç hastalıklarının tedavisi öncelikle nedeni bulmak ile başlar. Bu yapılmadan dışardan bazı uygulamaların yeri yoktur. Her saç dökülmesi öncelikle bir dermatolog tarafından değerlendirilmeli, ilişkili olabileceği durumlar araştırılmalıdır. Tedavi seçenekleri nedene yönelik ve genel saç sağlığına yönelik olarak düzenlenir.


Tırnak Hastalıkları


Tırnaklarınızın  bizi hastalıklara karşı uyarır. Tırnaklarımız  genel sağlımız hakkında bilgi verir. Tırnaklarınızın görünüşünde, şeklinde ve dokusunda oluşan değişiklikler  mutlaka değerlendirilmelidir.  Tırnaklarınız kırılıyorsa, rengi  değişiyorsa, donuk görünüyorsa,  anormal derecede kalınlaşmış ise veya gevşek ve parçalanan bir yapıdaysa, bu durum tırnak mantarı ya da başka bir hastalığın, cilt probleminin  habercisi olabilir. KanLaboratuar incelemeleri , patolojik değerlendirme gerekebilir.  Bu nedenle; sorun ilerlemeden dermatolojiye danışılması gerekir.
 

Sivilce ve Benzeri Belirtiler

 

Mikropsuz cerahatli sivilceler şeklinde görülürler. Ense, sırt, yüz, göğüs, kollar ve bacaklar, kalçalar, kasıklar ve cinsel bögede yerleşirler. Olguların % 60-85'inde gözlenir. Görünüm açısından diğer nedenlerle meydana gelen sivilcelerden hiç bir farkları yoktur. Bu nedenle ancak hastalığın başka belirtileri de varsa tanı açısından değer taşır.

 

Mikrobik Cilt Hastalıkları
 

Mikropların yol açtığı deri hastalıklarıdır.

-Çıbanlar

-Arpacık (Hortelum)

-Yılancık

-Dolama

-Yalama

-Pişik

-Impetigo

-Köpek Memesi

 

Viral Siğiller

 

Oldukça sık görülen bir deri hastalığı olan verruka ( siğil ) grubu hastalıklar, human papilloma virüslere ( HPV ) bağlı olarak gelişir.
Ellerde, ayaklarda, genital organ derisinde, yüzde, yani cildin çok değişik bölgelerinde oluşabilir. Genellikle deriden kabarık, yuvarlak veya çok şekilli, deri renginde veya daha koyu renkte, sert, yüzeyleri pürtüklü, bazen ağrılı olan siğil döküntüleri oldukça kronik seyirlidir.

Okul çağındaki çocuklarda bulaşma oldukça sıktır. İnsandan insana direk temas ile geçer. Genital siğillerin çoğu cinsel temasla bulaşır. Hatta bazı anal bölge siğilleri homoseksüel ilişki veya çocuk istismarı ile bulaşabilir. Genital siğillere neden olan HPV virüslerden Tip 6, Tip 11, Tip 16, Tip 18 kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir. Rahim ağzı kanseri tüm yaştan kadınları etkileyebilen bir hastalıktır. HPV Tip 6,11,16, 18’e karşı kas içinden üç doz yapılan aşı 2007 yılında, bütün dünyada uygulamaya sunulmuştur. ( Bkz. Ana sayfada rahim ağzı kanseri aşısı linki ve sol linklerde rahim ağzı kanseri konusu )
Ayak tabanı derisi de, siğilin en sık görüldüğü bölgedir. Nasır kadar ağrılı olmasa da ayak tabanı siğilleri ağrıya yol açarak zaman zaman yürümeyi zorlaştırabilir.
Siğiller, el derisinde ve özellikle tırnak çevresinde, çocuklar arasında çok sık görülmektedir. Çocukların ellerindeki siğiller, parmak emmeye bağlı olarak dudaklara da yayılabilir.
Ayrıca sıklıkla yüz, boyun ve el sırtında görülebilen deriden kabarık, yassı görünümlü, deri renginde yada daha koyu siğil döküntülerine daha çoklukla çocuk ve gençlerde sıkça rastlanır. Bu tip siğile Verruka Plana Juvenilis denir. Genellikle kozmetik rahatsızlık dışında hiçbir sıkıntıya yol açmaz. Bu tip siğillerin ciltte kalış süreleri, aylar veya yıllar devam edebilir.
Tüm siğillerin tedavisinde son yıllardaki en sık başvurulan yöntem KRYOTERAPİ’dir ( sıvı nitrojen tedavisi ).
Diğer adı ile buz tedavisi olarak anılan, kryoterapi tekniği, özel aletler içerisindeki, -196 santigrat derecedeki nitrojenin ( sıvı azot ‘un ) gaz haline dönüşmesi ve uygulanan bölgeyi gangrene etmesi prensibine dayanır. Muayenehane şartlarında nasırlar, cinsel yolla bulaşan veya cinsel yol dışında ortaya çıkan viral siğiller, yağ siğilleri, ciltteki lekeler, boyun, koltuk altında sıklıkla görülen fibromların tedavisinde rahatlıkla kryoterapi dermatologlar tarafından uygulanabilir. Tedavi hastanın, hastalığına ve durumuna göre bir hafta on gün aralarla çok sayıda olabilir. Ayaktaki viral siğillerin uygulaması zaman zaman ağrılı olabilmektedir. Buna rağmen muayenehane şartlarında yapılır.

 

Deri Kanserlerinin Tanı ve Tedavisi
 

Deri kanserleri çoğunlukla görünebilen yerlerde olduğundan tanınması, uzun araştırmalara ve tetkiklere gerek olmaksızın teşhis konması kolaydır. Erken tanının önemi yanında, esas üzerinde durulması gereken nokta konunun ciddiye alınması ve uzman gruplar tarafından uygun tedavi yönteminin seçilmesidir. Klinik gözlemler, ülkemizde deri kanserlerinin hasta ve sağlık personeli tarafından yeterince ciddiye alınmadığı yönündedir. Oysa, uygun teknikle tedavi edildiği takdirde deri kanserlerinde iyileşme yüzde yüze yakındır. Erken tanı ile tedavi maliyetleri düşecek, iş gücü kaybı azalacak ve tedaviye bağlı estetik ve fonksiyonel kayıplar hiç görülmeyecek veya minimal olacaktır. Kampanyalarla ve medya aracılığı ile halkın ve sağlık personelinin eğitimi deri kanserinin erken dönemde yakalanmasına imkan verecektir.
 

Burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta vardır;
 

1. Kişinin kendi derisini kontrol etmeyi öğrenmesi

2. Sadece cildiye uzmanlarının değil tüm hekimlerin, hasta başka nedenlerle müracaat etse bile, hastanın deri muayenesini yapması, risk gruplarını deri kanserleri konusunda uyarması ve yönlendirmesidir. Deriden çok değişik isimler altında kanser gelişiyor ise de patolojik incelemede en sık, derinin en dış tabakası olan epidermiste bulunan düz hücreler olan skuamöz hücrelerden kaynaklanan skuamöz hücreli kanser (SHK) veya bu hücrelerin daha derin kısmında yer alan ve bazal hücreler diye adlandırılan yuvarlak hücrelerden kaynaklanan bazal hücreli kanser (BHK) tanısı gelir.

 

Ben Takibi

 

Benlerin düzenli aralıklarla takibi deri kanserlerinin erken tanı ve tedavisinde çok önemlidir. Açık tenli, açık renk gözlü, kızıl-sarı saçlı veya kolaylıkla güneş yanığı gelişebilen deri tipine sahip kişiler, uzun süre veya aralıklı olarak yoğun güneş ışığına maruz kalmış kişiler, ailesinde deri kanseri (malin melanom) olanlar, anormal (atipik) görünümlü (displastik) nevüsü olan kişiler ve doğumsal çok sayıda benleri olanlar deri kanseri gelişimi açısından yüksek risklidirler ve 6 ayda bir dermatolog tarafından takip edilmelidirler.